Web sitenizi oluşturmaya başlarken bilmeniz gereken bazı hususlar.

İnternet: Değişen dünyanın formülü.
İçerik ve sunum.
Web tasarımı nedir, tasarımcı kimdir?
Kullanışlı bir web sitesi hazırlamak.
Tekrar ve basitlik.
Anlaşılabilir ifadeler kullanmayı ilke edinin.
Ziyaretçileriniz nerede olduğunu bilmek ister.
Kendinizi ziyaretçilerinizin yerine koymayı unutmayın.
Acı gerçek: Sadece 1 saniyeniz var.
Sitenizde yer alan her şeyi okuyacaklar mı?
Seçeneklerinizi artırmak iyi bir seçim olabilir.
Her zaman daha iyi bir alternatif vardır.
Siteniz için doğru içerik.
Ziyaretçiler okumaz, sadece göz gezdirir.
Göz atılabilecek alanlar oluşturun ve az yazın.
Konuya hakim olun ve bol başlık kullanın.
Kendinizi geliştirin ve Türkçe'yi doğru kullanın.
Güvenilirliğinizi arttırın ve yeniden yazmaktan kaçınmayın.

İnternet: Değişen dünyanın formülü.

Sanat, eğitim, aile, iş dünyası... Kamusal ve ticari hizmetlerden, siyasi ve toplumsal alana kadar her yerde varlığını hissettiren internet, hiç kuşkusuz insanlık tarihinin en büyük dönüm noktalarından biri.

Eğer internete biraz olsun aşinalığınız varsa, sizin kafanız da en az diğer kullanıcılar kadar karışık olmalı. Haklısınız; anlamlı veya anlamsız, derin veya yüzeysel, görsel, işitsel, teknik veya eğlence amaçlı... Bilginin böylesine cömertçe ve her koldan dağıldığı internet adı verilen sanal uzayda kaybolmak içten bile değil.
Belki de bu internet işine yabancısınız. Uzun zamandır göze alamadığınız bir dizi harcamayı henüz gerçekleştirebildiniz; kendinize bir bilgisayar aldınız, gerekli yazılımları yüklediniz ve bir de internet hesabı açtırdınız. O halde içinde her şeyin bolca bulunduğu, uçsuz bucaksız bir dünyaya hoş geldiniz.
Kısa bir süre sonra bugün olduğunuzdan çok daha seçici bir insana dönüşeceğinizi tahmin etmek hiç de güç değil. İnternette gezindikçe ihtiyaçlarının uygun sayfalarla karşılaşacak, bir süre sonra aynı sayfalara sık sık dönüp bakma ihtiyacı hissettiğinizi fark edeceksiniz. Zaman geçtikçe hoşunuza gitmeyen veya sizi rahatsız eden şeyleri de bir bakışta tanıyacak, saniyeler içerisinde kararınızı vererek o sayfaları kaderlerine terk edeceksiniz. Ne de olsa internet demek, özgürlük demek; sizin özgürlüğünüz...
Belki sizin veya şirketinizin bir web sayfası çoktan beri var. Ya da uzunca bir süredir bunu planlıyorsunuz. Veya bu yazıları okuduktan sonra siz de kendi kişisel ya da ticari web sitenizi hazırlamak için kolları sıvayacaksınız. Harika! Bir sayfa hazırlamak ya da en azından internetin işleyişini pek çok insandan daha iyi kavrayabilmek için öğrenmeniz gereken farklı şeyler olacak. Yorulacağınız kesin; ancak iyi vakit geçireceğinizi de garanti ederiz. Web Sitenize başlangıç yaparken, bir tek şeyi kesinlikle aklınızdan çıkarmamanızı öneriyoruz; bir kullanıcı olarak tecrübelerinizi.

Yukarı

İçerik ve sunum.

World Wide Web'in ilk zamanlarında web tasarımı ile ilgili en çok tartışılan konulardan birisi, içerik ve sunumun rolleriydi. Elbette içerik derken web sayfanızın bir parçası oluşabilecek her şeyi kastediyoruz.
O zamanlar için bu sorunun cevabı oldukça basitti; içerik. Zira internet ortamı, teknik sınırlılıklarla doluydu ve web tasarımı dediğimiz, birkaç HTML kodunu bir araya getirmekten çok farklı bir süreç değildi. Bugün ise durum oldukça farklı.
Webin özellikle son on yılda kaydettiği hızlı gelişime bakılacak olduğunda içeriğin önemini hala koruduğunu, ancak sunumunda eşit derecede önem kazandığını görüyoruz.

Yukarı

Web tasarımı nedir, tasarımcı kimdir?

Web tasarımı, pek çok insan için henüz keşfedilmemiş bir ajan. Milyonlarca internet kullanıcısı, nihai ürün olarak kabul edebileceğimiz web sayfalarının oluşturulma süreci hakkında bilgi sahibi değil. İşin ilginç yanı, web tasarımını meslek edinmiş pek çok insan için de bu süreç, hala pek çok sır barındırıyor. Web tasarımcıları için; kim olduklarını, ne yaptıklarını, amaçlarına nasıl ulaştıklarını veya neden başarısız olduklarını açıklayabilmek, her zaman için çok kolay değil. Ancak pek çoğunun hemfikir olacakları düşünce, web tasarımının hem heyecanlı hem de hayal kırıklıklarıyla dolu bir süreç olduğudur. Çünkü internetin temel kavramı olan standartlar; hayal gücünün önüne geçebildiği gibi, yaratıcı sürece katkıda da bulunabiliyor.

Bugün için web tasarımıyla profesyonel anlamda ilgilenen çoğu insanın, çok farklı disiplinlerden geldiklerini söylemek mümkün. Sizin asıl mesleğiniz de öğretmenlik, doktorluk veya bankacılık olabilir. Asker, esnaf, öğrenci veya yönetici olabilirsiniz. Veya belki internet hobinizi oluşturuyor; özel ilgi alanlarınız var ve siz de sesinizi web aracılığı ile dünyaya duyurmak istiyorsunuz.

Bugün internet, sayısız özelliğinin yanı sıra devasa bir pazar olarak da dikkati çekiyor. Küçük ticari girişimlerden çok uluslu firmalara kadar pek çok şirket, web'in etkili ve ekonomik yapısını, e-ticaret olarak da adlandırılan pazarlama faaliyetlerini yürütmek için kullanıyor. İnternetin özellikle küçük işletmeler için taşıdığı önemi kanıtlayan sayısız örnek mevcut. " I kiss you " sloganıyla, kişisel web sitesine milyonlarla ifade edebileceğimiz ziyaretçiyi çekmeyi başaran "İnternet Mahir" fenomenini hatırlayın.

Ticaret ve pazarlamaya ilişkin yeni anlayışların oluşmasına yol açan e-ticaret, önümüzdeki yıllarda herkesin yakından tanıdığı bir kavram olacak gibi görünüyor. Uzmanlar, şimdiden bu yeni ekonomiye geçişin hazırlıklarını yapmaya başladılar bile.
E-ticaretin yaygınlaşmasıyla beraber, bilgi teknolojileri odaklı yeni eleman ihtiyacının da artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. İşletmeler arasındaki rekabetin büyük önem kazandığı günümüzde ayakta kalmak isteyen kuruluşların, kendilerini bu yeni ekonomiye hazırlamakta daha fazla gecikmemesi gerektiği ortada.
Internetin kullanıcılarına sunduğu yeni ufuklar Web tasarımı, sadece on yıl içerisinde büyük bir mesafe katetti. Avuç içi bilgisayarlardan cep telefonlarına kadar pek çok yeni teknolojiye taşınarak günlük hayatımıza biraz daha nüfuz eden her gün yeni bir teknolojiden ve yeni bir yazılımdan söz ediliyor.

Yukarı

Kullanışlı bir web sitesi hazırlamak.

Kullanışlı bir web sitesi hazırlamak için bol miktarda para ve zaman harcamanız; sorgusuz sualsiz başarıya ulaşacağınız anlamına gelmez. Siteniz yeterince kullanışlı değilse, diğer tüm etkenlerin hiçbir önemi kalmayabilir.

En güzel tasarım, en mükemmel yazılım ve en şairane içerik bir araya geldiğinde; karşınızda en kusursuz siteyi bulacağınızın bir garantisi yoktur. Nefis bir pirzola, enfes bir çikolata ve taze bir çilek bir araya geldiğinde ortaya çıkacak olan yemeğin tadı arzu edilenden bir hayli farklı olabilir.

Dolayısıyla doğru parçalar, doğru şekilde ve en önemlisi hedef kitlenizin beklentileri ve beğenilen doğrultusunda bir araya getirilmelidir.

"Kullanılabilirlik" dediğimizde, bir arada düzgün çalışan parçalardan oluşmuş ve ortalama bir yetenek ve tecrübe seviyesine sahip bir kişinin rahatlıkla kullanabileceği bir şeyi kastediyoruz.

Bu bir internet sitesi, bir traktör, hatta yürüyen merdiven için bile geçerlidir. Eğer ortalama biri kullanmaya çalıştığında başarısız oluyorsa, o şeyin kullanılabilirliği düşüktür.

Bu açıdan baktığınızda, internet sitenizin kullanılabilirliğinin yüksek olması çok önemlidir; çünkü siteye hayat katan ziyaretçilerdir. Siteye girip hızla hayal kırıklığına uğrayan ziyaretçiler, bir süre sonra sitenize gelmez olurlar ve onca emek çöpe gider.

Yukarı

Tekrar ve basitlik.

Küçükken seyrettiğiniz programları hatırlıyor musunuz? Örneğin Susam Sokağı ve benzeri çocuk programlarını? Küçüklüğünde televizyona düşkün olan hemen herkesin aklında, o zamanlar seyrettiği bir programdan kalma bir şarkı veya tekerleme vardır. Tüm bunların yıllar sona bile hatırlanabiliyor olması, aslında o kadar da şaşırtıcı değildir. Çünkü çocuk programlarının herhangi bir şeyi öğretmek veya çocukların ilgilenmesini sağlamak için kullandıkları en büyük silah tekrardır. Aklınızda kalmış olan tekerlemeyi o zamanlar o kadar çok duymuşsunuzdur ki, hala aklınızdan çıkartamamışsınızdır. (Örneğin "çek, çek kürekleri" size bir şey ifade ediyor mu?)

Çocuklar kafalarını karıştıran, anlamadıkları şeylerle fazla vakit kaybetmeyi sevmezler. İlgilerini çabuk kaybederler. Bu nedenle o programların en büyük ikinci silahları ise basit olmalarıdır.Yıllarca "çek, çek kürekleri" şarkısını duymuş bir çocuk büyüdüğünde ve artık erişkin bir birey olduğunda, doğal olarak izledikleri ve dinledikleni de değişiyor. O zamanlar Susam Sokağı'nı seyreden çocuk, bu kez Kurtlar Vadisi'ni seyretmeye başlıyor. İkisi birbirinden ne kadar farklı değil mi? Aslında değil! Aynı iki kural hala geçerli. Tekrar ve basitlik. İşte size aslında hiç büyümediğinizin kanıtı: 5 yaşındayken ve 25 yaşındayken seyrettiğiniz farklı programlar aslında aynı temel üzerine kurulu. Bugünün en popüler dizilerinde basit şeylerin defalarca tekrar edildiğini görebilirsiniz. Üstelik istisnalar hariç çok kafa karıştırıcı yapıları da yoktur ki, başka bir şeyle uğraşırken bile takip edilebilsin (şimdiye kadar hiç kafasını örgüsünden kaldırmış şekilde Brezilya dizisi seyreden bir ev hanımı gördünüz mü?)

İnternet sitelerinden bahsederken de basitlik kuralı geçerliliğini koruyor. Hatta bunun kullanılabilirliğin en önemli kuralı olduğunu bile rahatlıkla söyleyebiliriz. İyi bir internet sitesine sahip olmanın en önemli kurallarından birisi; ziyaretçiyi çok fazla düşündürmeye sevk etmeyen, kafasını karıştırmadan aradığına ulaşmasını sağlayan bir yapı üzerine kurulmuş olmasıdır.

Yukarı

Anlaşılabilir ifadeler kullanmayı ilke edinin.

İnternette, aradığınıza ulaşmanın yolu her zaman kolay olmalıdır. İnternetin ve kullanıcılarının doğası gereği karmaşık yapılar, genellikle büyük hüsranlar doğurmaya meyillidir.

Eğer ziyaretçinizin sitede amacına ulaşmasını zorlaştırırsanız, sitenizde edineceği tecrübeden alacağı hazzı da zora sokmuş olursunuz. Ziyaretçiniz ne kadar uzun süre düşünürse, kafasında soru işaretlerinin sayısı da o kadar artar, Bu durumda karar vermesi zorlaşır. Sizin göreviniz, ziyaretçinin kafasında soru işareti belirmesini önlemektir. Kullanıcının kafasında oluşan her soru işareti, onu yapması gerekenden bir adım daha uzaklaştırır. Eğer aynı sitede pek çok soru işareti görecek olursa, sonunda iyice kafası karışacak ve en kısa sürede sitenizi terk edecektir.

Aynı durum kullanıcının nereye tıklayacağını kestirememesi durumunda da yaşanır.

Yukarı

Ziyaretçileriniz nerede olduğunu bilmek ister.

Hedefıniz; her sayfanın kendi içeriğini açık ve net bir şekilde, hem de bir bakışta açıklayabilmesi olmalıdır. Ziyaretçi sadece siteye girdiği anda değil, site içerisinde gezerken de nerede olduğunu kolayca kavrayabilmelidir. Burada bir kez daha basitlik konusu ortaya çıkıyor. Her sayfa o kadar basit olmalı ki, sayfa yüklendiğinde ziyaretçi artık nerede olduğu hakkında ikinci kez düşünmemeli.

Bazı durumlarda sayfanın kendini açıklayabilmesi zor olabilir,özellikle de orijinal bir fikriniz veya konseptiniz varsa, ortaya çıkardığınız bu yaratıcı fikir kullanıcının önceki tecrübeleri ile örtüşmeyebilir ve bu durumda ziyaretçinin kafası karışabilir. Kesinlikle yeni fikirleri denemek için hevesinizi kırmak istemiyoruz; ama asıl önemli olan, ziyaretçinin karşısında gördüğü şeyden memnun olmasıdır. Bu yüzden, olaylara her zaman ziyaretçinin gözünden bakmalısınız. Hazırladığınız sayfa, yepyeni fikrinizi uygulamanız sonucunda kendini açıklayamıyorsa, en azından "kendini anlatmasını" sağlayabilmelisiniz. Sayfa üzerindeki öğelerin yerleşimi doğru seçilmiş metinler ve ustaca hazırlanmış metinler yardımıyla ziyaretçinin çok kısa bir süre için kafasında oluşabilecek soru işaretlerini yok edebilirsiniz.

Yukarı

Kendinizi ziyaretçilerinizin yerine koymayı unutmayın.

Bir internet sitesini hazırlarken en sık yapılan hata; siteyi hazırlarken ekibin kendi duygu, düşünce ve beğenilerini ön planda tutup çalışmalarını ona göre yapmasıdır. Fakat dikkatinizi çekmiş olabileceği gibi, biz burada öncelikle ziyaretçiyi düşünüyoruz. Türk Dil Kurumu'nun tabiriyle "duygudaşlık" veya son dönemin popüler tanımıyla "empati kurmak", işte ne yapıyorsanız yapın, ihtiyacınız olan en önemli şeyler den biri bu. Günlerinizi verdiğiniz bir işi hazırlarken, sitenize duygusal bir bağ kuracağınız kesin; ama muhtemel bir başarı, o bağdan sıyrılıp asıl hedef kitlenizin konuyu ne şekilde algılayacağını düşünmeye başladığınızda gelecektir. Bunu yaparken de, sitenizin ziyaretçisinin "ortalama bir kişi" olduğunu hesaplamanız gerekli. Şu anda, sadece Türkçe içerikli internet sitesi adedi bile milyonlarla ifade ediliyor. Bu kadar çok site arasında sizin hazırladığınız konu ile ilgili rakipleriniz olduğu da kaçınılmaz. Üstelik, yarın rakiplerinizin sayısı daha da artacak çünkü internet üzerindeki rekabet her geçen gün daha da kızışıyor. İnternetin,insanların kendilerini kitlelere ifade etmenin veya tüketicilere ulaşmanın en kolay ve ekonomik yolu olduğunu düşünürsek; bu rekabetin çok daha kızışacağını söylemek de yanlış olmaz.

Şunu unutmamalısınız ki; rekabet her zaman sadece bir tıklama mesafesinde. Eğer ziyaretçileriniz mutsuz olurlarsa, ilgilerini çekecek başka bir yere gitmeleri uzun sürmez. Bir ziyaretçiyi sitenize çekmenin kolay olmadığını biliyorsunuz, peki onların sitenizden ayrılması ne kadar kolay olabilir? Mutsuz bir ziyaretçinin sitenizi terketme hızı ancak ışık hızıyla ölçülebilir.

Onları sitenizde tutmanın en önemli yöntemi ise ne istediklerini bilip, kendinizi onların yerine koyup, onları mutlu etmektir. Fakat ne yazık ki, yapmanız gerekenler bununla bitmiyor.

Ziyaretçilerinizi tanıyıp, onların alışkanlıklarını göz önünde bulundurduğunuz durumlarda bile bu yeterli olmayabilir. Bu sadece kullanılabilirlikle ilgili önemli kurallardan birisi.

Yukarı

Acı gerçek: Sadece 1 saniyeniz var.

Günümüzde internet siteleri önemlerini iyice arttırdı. Böyle olunca hem internet sitesi adedi, hem de kullanıcı sayısı hızla arttı. İnternet, interneti oluşturanlar tarafından yaratılmıştı ama günümüzde artık interneti kullananlar tarafından şekillendirildiğini kabul etmemiz gerekiyor.

Geçtiğimiz yıllar içerisinde interneti yaratan insanların, internet sitelerini hazırlarken düşündüklerinin pek de doğru olmadığı ortaya çıktı. Bir internet sitesi tasarlarken her bir alanını ince ince işleyip, her yerinin aynı değerde önemli olması sağlanmaya çalışılır. O sayfayı ziyaret eden kişi için bakılacak pek çok görsel, okuyacak pek çok metin hazırlanır. Her bir sayfa özenle okunacağı için, her şeyin düzenli olması gereklidir.

Fakat ne yazık ki ziyaretçiler; web sitelerini, hazırlayanlar gibi algılamazlar. Eğer şanslıysanız kullanıcı ne yapacağına karar verene kadar, yeni bir sayfada 1 saniye kadar duraklar. Sadece 1 saniye. Çok şanslıysanız, bu belki 2 saniye olabilir.

Şöyle de söylemek mümkün; sizin her bir detayını ince ince tasarladığınız, haftalarca üzerinde uğraştığınız sayfanız kullanıcı tarafından sadece 1 saniye içerisinde tüketilir.

Bu kısa süre içerisinde, kullanıcı, ilgisini çekecek bir şey veya aradığı bir şeye bakınır. Bulur veya bulduğunu sanır ama 2. saniyeden sonra artık orada değildir. Yani sayfanın çok büyük bir bölümüne bakmamıştır bile.

Arabayla geçerken billboard ilanlarını görmüşsünüzdür. O tip ilanlar saatte 9O kilometre hızla giden bir arabadan 1-2 saniye içerisinde algılanabilmesi mantığı ile tasarlanır. Size garip gelebilir ama internet siteniz için de temelde aynı mantığı kullanmanız gerekir.

Doğal olarak, bu işler aslında bu kadar basit değildir. İnternet sitenizin türü, kullanıcının ne aradığı ve ne kadar acelesi olduğu gibi etmenler de önemlidir. Ancak, web sitelerinin büyük bir çoğunluğunun bu kriterlere dikkat edilmeksizin hazırlandığı da bilinen bir gerçektir. Bu sorunun tek sebebi, ziyaretçi alışkanlıkları hakkında yeterince bilgi sahibi olunmamasıdır.

Yukarı

Sitenizde yer alan her şeyi okuyacaklar mı?

Eminiz ki mükemmel bir yazarsınız. Eğer elinizde imkan olsa, en çok satanlar listesinde yer almanız işten bile değil. Bu yeteneğinizi de sitenizin ziyaretçileri ile paylaşmak istiyorsunuz. Onlara söylemek istediğiniz çok şey var, yazdıklarınız da güzel olduğu için, ziyaretçileriniz, her bir yazınızı durup okuyacaklar.

Ne yazık ki bu mümkün olmayacak. Çünkü kullanıcılar internet sitelerini nadiren "okurlar". Ziyaretçilerin tipik hareketi okumak değil ancak "göz gezdirmektir". Bu göz gezdirme sırasında da aradıkları veya ilgilerini çekecek bir şeyin peşinde olurlar. Gazeteler veya edebi siteler, bu istisnanın dışında tutulabilir ama ana sayfaları yine de bu kurala göre tasarlanmalıdır. O durumda bile aynı sayfaya göz atıp okumak istedikleri veya sizin okumalarını istediğiniz bir alt sayfaya yönlenirler.

Basılı yayıncılık yaygınlaştığından beri, "gözgezdirmek" insanlar için bir alışkanlığa dönüşmüş durumda, Gazetelere, dergilere ve hatta kitaplara bile okumadan önce göz gezdiririz. İlgimizi çekiyorsa okuruz. Çünkü her gördüğümüz, şeyi okuyacak kadar zamanımız ve sabrımız yoktur.

Bu yüzden, internet sitesinizi oluştururken, bu kuralı aklınızda bulundurmanız gerekir. Ziyaretçiyi bir yere yönlendimek istiyorsanız; bunu uzun bir metinle değil, belki de sadece bir ok sembolüyle yapmalısınız.

Yukarı

Seçeneklerinizi artırmak iyi bir seçim olabilir.

Eğer bir restoranın zengin menüsüne bakıyorsak belki, ama internet sitesinde ziyaretçilerin çok geniş bir seçenek yelpazesine ihtiyacı yoktur. İnternet sitesinin ne kadar hızlı tüketildiğinden bahsetmiştik. 1 veya 2 saniye baktığımız bir internet sitesinde, bize sunulmuş yirmi altı değişik alternatifin her birini değerlendirecek vaktimiz yoktur.

İnsanların karar verme alışkanlıkları hakkında ilginç bir gerçek şudur: İnsanlar genellikle en doğru seçeneği değil, ilk doğru seçeneği tercih ederler. Bu nedenle internet sitesini hazırlarken, ziyaretçinin ne yapmak istediğine dair geniş bir seçenek yelpazesi sunarak sitenizden daha büyük bir keyif alacağını düşünmemelisiniz. Seçenekleri sadeleştirerek, ziyaretçinin kendisi için en doğrusuna ulaşma şansını arttırmış olursunuz.

Zaten ziyaretçiler hemen hemen hiç bir zaman en doğru seçeneğin peşinde olmayacaklardır, onları tatmin edecek seçeneklerden birini arayacaklardır.

Yukarı

Her zaman daha iyi bir alternatif vardır.

İnsanlar eğer sitenizde aradıklarını bulamazlarsa, ilgilerini hızla yitirip başka bir yere gideceklerdir. En acısı, belki de aradıkları sizin sitenizde zaten vardı ama onlar bulamadılar. Bu durumda asla kullanıcıyı suçlayamazsınız, çünkü sitenizi siz hazırladınız ve eğer ziyaretçileri tatmin edemiyorsa sorun kesinlikle sizden kaynaklanıyordur.Yukarıda yazdıklarımız ancak kullanılabilirlik adına temel bilgilerdir. Daha fazlasını öğrenmek için; bu yazıdaki bilgileri, kendi tecrübeleriniz ile harmanlamanız gerekeceğini önemle hatırlatmalıyız.

Yukarı

Siteniz için doğru içerik.

İçerik olmadan internet siteniz hiçbir şey ifade etmez. Fakat bu gerçek, garip bir şekilde sıklıkla göz ardı edilmektedir. İşte, sitenize metinleri eklemeye başlamadan önce bilmeniz gerekenler.;

İnternet ortaya çıktığından beri, zaman içinde onunla ilgili pek çok şey değişti. Teknolojiler değişti, teknikler gelişti ve belki de en önemlisi kullanıcılar interneti önemli bir medya kanalı olarak kabul ederek, ona uyum sağlamaya başladılar. Önce kullanıcılar internete uyum sağladı; yeterli çoğunluğa ulaştıklarında ise interneti şekillendirmeye başladılar.

Nasıl bir site hazırlamanız gerektiğini belirleyen kurallar ise kullanıcıların alışkanlıkları ve beklentileri tarafından şekillendiriliyor. Bu yüzden onları tanıyıp, ne beklediklerini bilerek, ona göre davranmalısınız. Onlarla iletişim kurmak ve derdinizi anlatabilmek içinse metinlerine ihtiyacınız var. Geri kalan her şey çok iyi olsa bile, metinleri olması gerektiği gibi yazılmamış ve yerleştirilmemiş siteler zaman içinde kaybolup gittiler. Fakat ne yazık ki bu tip sitelerin yenileri hala çoğalıyor. Bu, kullanıcılar için kötü bir haber ama sizin için iyi.

Doğru metin yazmayı öğrenerek bu karmaşa içerisinde herkesin farkedebileceği, düzgün bir site ortaya çıkartabilirsiniz. Fakat bunun için kullanıcıların alışkanlıklarını, ihtiyaçlarını ve bunları nasıl tatmin edeceğinizi bilmeniz gerekiyor.

Yukarı

Ziyaretçiler okumaz, sadece göz gezdirir.

Herşeyden önce, işe çok basit bir gerçekle başlayalım: Kullanıcılar internet sitelerini okumazlar. Asıl yaptıkları şey göz gezdirmektir. Araştırmalar gösteri yor ki, bir internet sitesini baştan aşağıya okuyanların oranı sadece yüzde 16'dır.

Bunun pek çok farklı sebebi var; ama en basiti monitörden bir şeyler okumanın, her zaman için kağıttan okumaktan daha yorucu olması. Üstelik insanlar internette, kağıt üzerindekine oranla yüzde 25 daha yavaş okurlar. Ayrıca kullanıcılar, internette sürekli bir arama halindedirler. İnternet gazete gibi günlük değişen haberlerle dolu, sabit sayfa sayısına sahip bir mecra değildir. Ziyaretçiler sayısız sayfa içerisinde sadece kendi ilgilerini çekecek konulara ulaşmaya çalışırlar. İşte bu yüzden, internetin bel kemiğini oluşturan arama motorları son derece önemlidir. Ziyaretçilerin, aradıklarını bulana kadar sitenizde yazdıklarınızı okuyacaklarını ummak ise fazlasıyla iyi niyetli bir düşünce olacaktır.

Yukarı

Göz atılabilecek alanlar oluşturun ve az yazın.

Ziyaretçilerin sitenize sadece göz gezdirecekleri konusunda anlaştıysak, onlara bunu rahat rahat yapabilecekleri bir site hazırlayın. Paragraflar verin, paragrafların aralarını açın. Sütunlardan oluşan bir site hazırlayın. Böylece satır satır okumak yerine dikey olarak göz gezdirebilecekleri alanlar oluşturun. Emin olun, sitenizin içeriği ilgilerini çekmese bile, en azından sitenizden olumlu izlenimlerle ayrılacaklardır.

Zor iş: En kolay görünen kısım metinleri yazmaktır. Ama bu iş dışardan göründüğü kadar kolay değil.

Basit bir kural olarak şunu bilmeniz bile yeterli olur: Siteniz için yazdıklarınızın yarısını silebilirsiniz. Normal şartlarda basılı bir dergi veya gazete için yazacağınızın ancak yarısı kadarı bir sitede yer almalıdır. Zaten yazarlığın da önemli becerilerinden biri, anlatmak istenileni daha kısa halde anlatabilmektir. Böylece gereksiz kelime yığınları yerine sadece ve doğrudan mesajınızı iletebilirsiniz. Yukarıda bahsettiğimiz gibi sürekli arama halindeki ziyaretçiler aradıklarını bulduktan sonra da oyalanmayı sevmezler. Bir an önce gördükleri bilgiyi yutup bir sonraki siteye gitmek için sabırsızlanırlar.

Yukarı

Konuya hakim olun ve bol başlık kullanın.

Boş konuşan insanlar sevilmezler. Eğer konu hakkında yeterli bilgiye sahip değilseniz hiç konuşmamanız daha iyidir. Eğer konuyla ilgili eksikleriniz varsa, yazmadan önce bunları giderin.Ya da en azından eksik kaldığınız yönleri tamamlayacak alıntılar yapın. Alıntı yaptığınızda kesinlikle kaynak gösterin. Okuyucuları hafife almayın, sizin yazınız ile bir başkasınınkini ayırtedebilecek kadar akıllı olacaklarını unutmayın. Ayrıca alıntı yaparak kaynak göstermek, konuya farklı kaynaklardan araştırma yaparak hakim olduğunuz izlenimini uyandıracaktır.

Hedef  kitlenizin eğitim seviyesi ne olursa olsun, ilk olarak sadece başlıklara bakacaklardır, Kısa ve açıklayıcı başlıklar her zaman daha iyidir; çünkü bu sayede, bir bakışta konu anlaşılabilir. Okuyuculara neyi okumayabileceklerini ancak bu sayede gösterebilirsiniz, ama asla öğretemezsiniz.

Siz tüm yazının okunmasını istiyor bile olsanız, doğru başlıklar olmadan aradığını bulamayan mutsuz ziyaretçileriniz ışık hızında uzaklaşabilir. Bırakın ne okumak istediklerine onlar karar versin.

Yukarı

Kendinizi geliştirin ve Türkçe'yi doğru kullanın.

Sitenizde metin varsa ve siz yazacaksanız, bu sizin büyük bir yazar olmanız gerektiğini göstermez ama en azından ziyaretçilerinize derdinizi anlatabilecek kadar yetenekli olmanız şart. Yazmak sanıldığının aksine zordur; uzmanlık ve alışkanlık gerektirir. Siz bu göreve talipseniz kendinizi geliştirmelisiniz. Yayınlamayacak bile olsanız, zaman zaman yazı yazın.

Yeteneğinizi geliştirmenize yardımcı olacak kaynaklara göz atın. Yeteneğiniz olduğuna inanıyorsanız bile, yine de yazın ve okuyun. Dünyanın en yetenekli sporcuları antreman yapıyorsa, siz de yapmalısınız.

İnternetin sayısız faydasının yanı sıra belki de en büyük zararı dilimize oldu; kısaltmalar, şekiller ve ingilizce kelimelerle dolu yeni bir "şeyin" ortaya çıkmasına neden oldu. Evet, kabul ediyoruz bir yere kadar bu değişim gerekli ve sevimli de.

Ama siz hangi "de" nin ayrı yazılacağını bilmiyorsanız, tüm sevimlilik bir anda yok olacaktır. Eğer soru cümlelerinde "mi" yi ayırmıyorsanız ziyaretçilerinizin hışmına uğrarsınız. Sitenizin ciddiye alınmasını istiyorsanız Türkçe'yi doğru kullanmalısınız.

Yukarı

Güvenilirliğinizi arttırın ve yeniden yazmaktan kaçınmayın.

İnternette, sayısını bilmenin mümkün olmadığı kadar çok sayıda yazı var. Bunların çoğunun doğru ve güvenilir bilgiler olduğunu varsaysak bile, hala geriye milyarlarca şaibeli bilgi kalıyor. Böyle bir ortamda insanların her okudukları şeye sorgusuz sualsiz güvenip inanacaklarını düşünüyor musunuz?

İnanılabilir olmanız için, yukarıda  ki bahsettiğimiz konulara özen göstermek  zorundasınız. Örneğin ilk olarak yazdığınız konuya hakim olduğunuzu hissettirmelisiniz. İkinci konu ise görünüş... Hakkında hiç bir şey bilmediğiniz birisi ile ilgili ilk izleniminiz, onun gürünüşü doğrultusunda oluşacaktır. Bir internet sitesinde görünüş hem düzgün bir tasarım, hem de düzgün bir Türkçe ile gerçekleşebilir. İmla hataları ile dolu bir sayfada yaşamın sırrını bile verseniz kimse size inanmayacaktır.

İmzanızı kullanın ve zaman içinde o imzayı görenler, daha önce yazdıklarınızı referans alarak okuduklarına güvenmeye başlasınlar.

Angarya gibi gelecek ama bazen yeniden yazmak çok faydalı olabilir. Büyük yazarlar bile romanlarını yayımlamadan önce bir kez daha okuyup (veya okutup), gerekli gördüğü yerleri yeniden yazarlar. Asla üşenmeyin. Yazıyı bitirdikten bir süre sonra yeniden okuyun ve gerekliyse yeniden yazın.

Yukarı

Kaynak : Edutime Bilgi Teknolojileri Akademisi - CHIP  Kitap